Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

1 Ekim 2010 Cuma

Flu zaman..

Bağışıklık sistemim gittikçe yavaşlıyor, terin ıslaklığını ve soğuğunu yüzümde, ayaklarımda ençokda kasıklarımda hissediyorum..Tersyüz edilmiş kıyafetler dolabın en kuytu köşelerinde yıkanmak için öylece duruyorlar. Sabah kahvaltı yaparken aslında güneşin biryerlerde kaybolmuş olma ihtimalini düşünüyorum, sonra karanlık ve soğuk saç diplerime kadar işliyor, kahvemi yudumlarken ellerimin hatta tırnak diplerimin sarardığını farkediyorum, ama daha sonra sabahın üçünde neden kahvaltı yaptığımı ve günboyu yatağın dışında uyuduğumu düşünüyor ve çok kısa anımsamalardan sonra hayatımın geri kalanında tekrar tekrar düşünülen saçma ayrıntıları ve düşündükçe insanın zihnini kurcalayan şu psişik rüyaları artık gereğinden fazla düşünmemek istediğimle ilgili gayemi hatırlıyor bunu da gayet serice es geçiyorum. Sonra bir şarkı mırıldanıyorum sessizliğinde odamın, sesim herzamankinden berbat ve tiz geliyor sevigili komşulara ama olsun dans etmek için söylediğim bu şarkıyla ilgili yeterli bir armoniye sahip müzik kulağımın olduğuna ikna edip kendimi titreyen sesimin şarkıya uyumlu ritimleriyle oluşan dans figürlerine bırakıyorum önce yüzüm ve yanaklarım kızarıyor dansın tutkusuyla, daha sonra ayaklarım ritimiyle yanıyor dansımın ve ensonuncusu kasıklarım ısınıyor vücut kıvrımlarımın titreşimiyle, daha sonra kendimi yere bırakıyorum öylece.. Aklımda henüz resetlenmeyen bir siluet beliriyor..Gittikçe yaklaşıyorum zihnimdeki gölgeye, kasvetli bir kalabalık içinde berrak bir ifadesi varmış gibi bana gülümsüyor sanki ve ben gülümsemesini seçebiliyorum zihnimin yoğunluğunda, karmakarışık ve bulanık imgeleri elerken hayalimde, adete difüzyon ediyorum bu silueti..


Ardından elim yanağında geziniyor ve kulaklarını okşuyorum hayaletimin, bu her gece yatağımda beslediğim yaratığın silueti, sonunda hatırlıyorum. Bana zaman kavramını yeniden sorgulatan, bedenimin tüm tutkularını varlığıyla yeniden itham ettiren zulümkar yaratığım. Varlığına da yokluğuna da bir türlü alışamadığım, belkide yalnızlığımın en dip kuytusundaki utancım olan ve gerçekte hiç var olmaması gereken..Hani bana şu Righteous Brothers'ın Unchained Melody'sini söyleten hayaletim benim.  İşte lezzetinden yemeye doyamadığınız düşlerinizin katili olan şu geçmiş zamanlar, kayıp zamanlar, yokluğunda bütünleşen karmakarışık olan flu zamanlar..
Bu ya bir rüya, ya da tüm zamanın gizlediği en gerçekçi hikayedir ya da bir hayaldir içinde 'ben' olan.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder