Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı
14 Eylül 2012 Cuma
Sanat aşkı yaşamak gibidir, sanatçı aşk gibi..
Geçenlerde çok güzel bir sohbete eşlik ettim, tabi ki çok tatlı insanlar eşliğinde ama sıkışık bir zamanda.. Sanatın her alanı büyüleyici gerçekten, bazen onları anlıyor ve onlarla bütünleşiyoruz bazen de uzağından yakınından geçmiyoruz. Dans etmek benim için çocukluğumdan gelen bir tutku, tabii bunu çocuk duygularımla doğru ifade edebilseydim kendimi belkide bu alanda geliştirebilirdim fakat ne aile içerisinde ilgilenen var ne de çevremde bunlara ilgi duyan biri derken artık yeni yeni ortak beğenilerde buluşabileceğim güzel insanlar tanıyorum ve tabi ki sevdiğim insanın da bana destek vermesi çok sevindirici, salon dansları en sevdiklerim arasında, özellikle çocukken ki beğenilerim müzikaller ve dans grupları üzerinde yoğundu, tam da bir kareografi ustası olurmuş benden, ilkokul dönemimde dahi okula değişik kareografiler hazırlar ve öğretmenlerin beğenip gösteriye sunmamız için ummalı bir çalışma yapardık, tabi şarkı seçimi ve kareografi bana aitti, arkadaşlarımla aramdaki güzel bağ sayesinde onlar da bana destek verdi ve hepsinin yardımlarıyla iyi işler çıkardık. Şimdi daha çok salon danslarına ilgi duyuyorum, izlerken adeta büyüleniyorum... Bundan yaklaşık üç sene önce sevdiğim bir dansı sevdiğim kişiyle yapma fırsatım vardı ama devam edemedik, şimdi tek hayalim onunla rumba, tango ve finalde vals yapmak olacak. Dans etmek büyüleyici bir duygu, hıncahınç dolu bir salonda herkesin sizi izlediğini hayal edin, kalp atışlarınız müziğin ritmiyle sizi sevdiğiniz kişinin kollarına bırakıyor, insanların sizi empati yoluyla izlediğini farzedersek bir sonraki adımınızı bilmeseler de figürden sonra sizinle aynı hissediyor olacaklar, dans'a hep yetenek gözüyle bakarlar ben buna katılmıyorum, herkesin bir dansa yeteneği olabilir aslında yetenek yerine ilgisi demeliyiz, eğer bir işi severek yapıyorsanız ona ruhunuzu katarsınız dans edebildiğinizi göreceksiniz, tabii bunu bir kız tavlamak için yada sırf hobi olsun birinin gönlü hoş olsun diye yapacaksanız işte orada dans sizin için işkenceye dönüşebilir bunu özellikle türk erkekleri için söylüyorum, biliyorum ki çoğu dansa bu gözle bakıyor ve dans etmeyi eşcinsel temalarla bütünleştiriyorlar oysa ki durum bundan çok daha farklıdır bunun sebebine gelecek olursak, doğanın ve hatta tüm canlıların senkronik bir hareketi vardır dansı andıran, göçmen kuşlarını hatırlayın, hepsinin bir şaire bir ressama bir dansçıya mesajı vardır, hatta sıkıcı bir iş gününüzü bile renklendirebilir o manzara... Sevdiğimiz şeyler bize çağrışım yapar mutlu ve mutsuz olduğumuzda, işte tutkular da böyle oluşur, siz öfkeyle kızdığınızda bile yüzünüz bir ifadeye bürünür ve konuşmadan da ifade edebilirsiniz duygularınızı, bunları sanata bağlamış olmamın ince bir anlamı var söylemek istediğim şey şu ki, sanat bağlarını zamanın en ilkel olduğunda bile kurdu bizimle, toplumlar sanata küstürüldü, insanlar sanat uğruna, düşünceleri uğruna yakılıp yıkıldı ama aslolan şudur ki, duygula, tutkular, aşklar ve aşıklar kazandı, insanlar sanatı parayla ölçmeden; kültürler tutkulara pranga vurmadan önce düşünceler, tutkular ve insanlar çıplaktı... Aşk bu yüzden gizli kalamadı, onu çocuk sever gibi sevdik ve içimize sığdıramadık... Sanatı sanat yapan herneyse bizi aşık yapan odur.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder