
Çok sıradan ama hayatımızın içine işlemiş bazı noktalara değinmek istiyorum, bunları yazmadan önce söylemek istediğim hatta bunu vurgulamak için yazmaya başladığım bu konunun ana teması olan rutin insan davranışının hayatın her alanına yansımış olma gerçeğiyle tüm hayatımıza nasıl bir etkide bulunduğuna ve bu davranış modelinin bizde bıraktığı izlenimlere değinmek istiyorum.
Bir iş nasıl kaybedilir sorusundan önce bir bakış açısı nasıl değiştirilir bununla başlayalım.
Uzun ve hummalı bir arayıştan sonra işte tamda bu dediğiniz ve kariyer anlamında kendinizi geliştirebileceğiniz ve becerilerinizi gösterebileceğiniz bir iş bulduğunuzda beklentileriniz en azından sizin için büyüktür.
Yeni bir işe başladığımızda bizim için önemli olan rutin işleyiş dışında yeni bir çizgi oluşturmak ve farklı bakış açıları sunmaktır, genelde işveren sorunları ve psikolojisini açığa çıkaran ve insanlar üzerinde baskı oluşturan temel faktörler insanı çalışma ortamından soğutur. İşveren psikolojisi, üzerinde çalışılan işin zamanını minimum düzeyde tutup maksimum performansla yoğun ve tam kapasite bir çalışmayı tetikleyen yöndedir, bu durum hem baskıyı hem de performansı düşürür bunu bir türlü anlayamayan kapasitesiz adamlara da başarısız işveren, müdür ya da artık adı her neyse o sıfatı uygun görüyoruz. Zamanı etkin kullanmak kesinlikle ayrıcalıktır bu konuda farklı bir fikre sahip değilim fakat iki taraf için ayrıcalık olması kesinlikle işin ortak bir güvenle ve saygıyla işlemesi gerektiği kanısındayım. Eğer çalıştığınız firmada kendi sisteminizi kuramıyor ve yaptığınız işin altına imzanızı atamıyorsanız o işte sizin emeğinizin olmasının hiç bir anlamı yoktur. Formatın dışına çıkmadan da kendinizle o işi bütünleştirmeniz mümkün ama tabii bunu yaptığınızda motivasyonunuzdan ve fedakarlığınızdan övgüyle bahsedilmiyor hatta üzerine birde işinize karışılıyorsa orası artık sizin işiniz olmaktan ve sizi kariyer yolundan saptırmaktan başka hiç bir amaca hizmet etmemiş olur. Son zamanlarda çalıştığım yerlerde dikkatimi çeken büyük çarpıklıklara değinmek istiyorum. Her ne kadar tek taraflı bir görüşle yaklaşsamda bu konuda yaklaşabileceğim en adil tutumla anlatmak istiyorum size olayları sonuçta her iki tarafa da saygı duymak zorunda olduğumu düşünüyorum.
Girdiğim büyük bir üretim firmasında yaşanan garip olaylar silsilesinde gözüme çarpan iri kıyın çarpıklıkların başta normal olduğunu ve stres'in insan hayatına bir yansıması olduğunu düşündürmüştü bana fakat bunları kiminle paylaşsam çok hayretle karşılanıyor ve tepkiler inanılmaz fazla oluyordu. Son derece prensipli ve kendine güvenen hatta çalışma arkadaşlarını destekleyen görüşünde bir işveren aynı zamanda çalışanlarının üzerine ayakkabısını lakayt bir biçimde fırlata biliyor ve bu durumu işten kaytarıyorsunuz oturun çalışın diye kendince ''haklı'' bir savunmaya giriyor, aynı iş ortamında özveriyle yıllarca çalışmış bir takım arkadaşım ise maruz kaldığı sert tutumlar, azarlamalar ve baskılar karşısında kendini tuvalete atıyor siniri boşalana kadar ağlıyor ve daha sonra masasına geçip bu baskıyı gördüğü kişilere hiç bir şey olmamış gibi davranmaya devam ediyor, bir diğer arkadaşım üzerine fırlatılan ayakkabının hesabını sormak için haklı olarak kendini savunmak için ettiği kavgasından olumlu bir sonuç almayı düşünerek konuştuğu müdürüyle tartışırken sinirleri bozuluyor ağlıyor ve bir sonuç alamadığı gibi üzerine bir de aynı davranış modelini yanındaki çalışma arkadaşına aktarıyor. İşin ilginç yanı ise bu olaylar her iki günde, bir benzerleriyle yaşanmaya devam ediyor malesef..Anlattıklarım ve anlatacaklarım bir filmden, kitaptan ya da bir köşe yazısından alıntı değil, inanın her birini kendim deneyim edindim ve gördüm. Üzülüyorum çünkü insanların büyük bir bölümü bu saçmalığa dur demiyor ve gördükleri baskıyı bir zaman sonra kendileri yapmaya başlıyor sonuç olarak bu tutumlar zamanın işveren psikolojisinin bir davranış modelini oluşturuyor bunları anlatıyorum çünkü insanlar merak ediyor iş konusunda bu kadar istikrarsız ve bu kadar çok sık yer değiştiren kişinin çalışma prensibinin olmadığı veyahut çalıştığı işin hakkından gelemediği izlenimi uyanıyor. Eğer ortada bir çarpıklık var ise bunun benden mi yoksa şartlardan mı kaynaklandığına bir açıklık getirmek istiyorum çünkü çok fazla düşünmekten paranoyak oldum bu konuda. Acaba normal olan davranış modeli onlar mı yoksa bende mi bir uyumsuzluk anormallik var buna açık bir yorum getirmek istiyorum. Devam edecek olursam son çalıştığım ortamda bu tutumlardan farklı bir yer değildi. Başta her şey güzeldi, saygı çerçevesinde ve karşılıklı özveriyle ilerliyordu fakat bir zaman sonra sözgelimi müdür'ün dört yıllık elemanını benim gözümde karalıyor olması, onun çalışmadığını söylemesi ve benim güvenimi kazanmak için beni övmesi onun ise her an fişini çekeceği sinyalleri benim moralimin bozulmasına yetmişti. Bu kadar laçkalaşmış bir güven oluşturma biçimi daha görmedim ve gördüklerim olacakların bir nişanesiydi. Ben ise müdürün çalışanı için yaptığı her karalamalarına karşın çalışanının özverisinden, yıllar boyu oluşturduğu emekten ve işini doğru yaptığından dem vuruyordum, arkadaşımı ona karşı savunuyordum. Gerçi onun yapmaya çalıştığı, bana anlatmak vermek istediği mesajı da alıyordum. Ayağını denk al, ben dört yıllık elemanımı gözden çıkarıyorum seni dünden kapının önüne koyarım sinyalleriydi bunlar. Her neyse durum çirkinleşmeye başlamıştı ama canalıcı darbe benimde yanımda çalışma arkadaşıma küfür etmesi oldu, ben şahsım adına kendisinden özür dilettim eğer dilemeseydi tek kelime etmeden oradan ayrıla bilirdim. Bu olaydan sonra yeniden sarkaç başa dönmüş ben ise kendimi sorgulamaya, üzülmeye ve artık işimi sevmemeye başlamıştım, bir yandan arkadaşımı telkin ediyor bir yandan durumu kabullendiğimi hazmedemiyordum. Zaman aleyhime işliyordu, daha sonra olayda şahsına ve kişiliğine vurgu yaptığım müdür sıfatındaki kişinin bana ilgisi olduğunu anlamam uzun sürmedi, çalışma arkadaşıma küfür eden şahıs bana iyi davranıyordu, her şey çarpıktı kafam çok karışmıştı. Bu kişi ya sinirine hakim olamıyor yada bana iyi davranmasının başka bir nedeni var diyordum, sonuçta dört senedir işlerini yapan, tutarlı olan ve fedakar davranan kişi ben değildim ama nedense küfürü yemiş olan o fedakar arkadaşımdı. Sonunda başbaşa ''arkadaşça'' kahve içme isteğine olumlu bir cevap verdim ve bir iş çıkışı onunla sohbet edip aklındaki tilkiyi uyandırmanın zamanı gelmişti, tabii bunu erkek arkadaşımdan saklamadım, sonuçta benim niyetim belliydi. Kahve sonrası duygularını açıklayan şahıs bir süre sonra benim kabusum olacaktı, bu durumu her zaman duyardım ama cidden anlamamda geç olmadı, bir bayanın çalışması hele ki Türkiye şartlarında ve bu insan modelleriyle çok zor cidden, bu iş ortamında tanık olduğum diğer bir gerçek ise cv'ye bakarken bu insanlar orada yazılanlardan çok kişinin saçına, fiziğine ve yüz güzelliğine bakarak değerlendirmeye almalarıydı. Her neyse daha fazla ifşa etmeye gerek yok sonuç olarak benim olumsuz yanıtım nedeniyle bana iyi ve saygılı davranan sayın müdür ters açı yapmış ve artık kendi kabusumu yaşamamı sağlamıştı, beni her gün azarlıyor en basit şeylerden kavga, tartışma çıkarıyor ve bana mobbing uyguluyordu. Bu andan itibaren sizin en ufak yanlışınızı gözünüze sokacak, en olağan şeylerde eleştiri yapacak ve sizin bu iş için uygun kişi olamadığınızı size lanse ettirecekti.Her ne kadar bana zor gelsede alışmaya çalıştığımı itiraf etmeliyim, beni seven insanların Annem'in ve erkek arkadaşımın işten çıkmam gerektiği ve bu muhameleye izin vermemem gerektiği konusunda bana uyarılarda bulunmuş olmalarına rağmen pes etmedim, yenilgiyi kabul etmek istemedim sonuçta yanlış bir şey yapmıyordum ve oluşturacağım özgeçmişte çalışma sürelerimin bir senenin hatta yarım dönemin altında olmasını istemiyordum fakat biliyordum da bu şartlarda daha fazla bu rezilliğe izin veremeyeceğimi. Çalışırken dikkatimi çeken bir çok konu oldu tabii, dikkat ediyorumda insan kişiliğini de işine yansıtıyor farkında olmadan, aslında çalıştığı işe kendinden bir şeyler de katıyor. Gözüme çarpan şeyler aslında çok basit ama uygulamasız yapldığında zaman kaybettiren ve kargaşaya neden olan bir takım çalışmasının yoksunluğuydu. Herkes bireysel çalışıyor ve kendi bilgisini paylaşıma sunmuyordu. Her iş beraberinde deneyim getirir ve diğer çalıştığımız yerlerden de kendimize bir çok şey katmış olduğumuzu zamanla anlıyoruz, bu bahsi geçen yerdeki düzensizlikler için birşeyler yapmak istedim bu konuda bende etki bırakan ve özellikle benim kendisinin bir çok yönünü takdir ettiğim çalışma prensibi, düzeni ve ahlakıyla her zaman feyz aldığım canım arkadaşım Meltem'in üzerimde bıraktığı etki ve izlenim sayesinde bunun için kendisine çok teşekkür ediyorum çünkü onun çalışırken keyif aldığını ve işini her daim mükemmel yaptığını biliyorum. Değinmek istediğim konu ise işle ilgili düzensizliklerle ilgili, Muhasebe, Ön Muhasebe yada herhangi bir önbüro işlerinde olan sabit müşteri portföyü zamanla oluşturulur ve sisteminiz islemeye başlar ama kesinlikle bir altyapı şarttır. Basit bir şey yapmak istedim, bir database oluşturmak tüm firma bilgilerine kolayca ulaşabileceğimiz bir veri tabanı hazırlamak ama malesef düz mantık insanlarla çalışırsanız bu çabanızın boş bir zaman kaybı olduğu yanıtıyla karşılaşırsınız. Tamamen hayal kırıklığı oldu benim için... Yine de ben bu database'i kendi çabalarımla oluşturdum üstelik bitmesine çok az kalmıştı, bir çok bilgileri iş saatleri dışında, işimiz hafifledikçe biraraya getirdim ama son olaylar vuku bulunca işten çıkarken üzerinde çalıştığım tüm dosyaları sildim ve orada bırakmadım. Onlar eminim yine her zaman ki gibi bir bilgiye ulaşmak istediklerinde her firma için tek tek oluşturdukları o kalın dosyaları indirip oradan bakacaklar ve bu daha çok kolaylarına gelecek. Yaptığım çalışmaları onlara bırakmadım çünkü zaman kaybı ve boş iş dedikleri çalışma prensiplerine dokunmayım diye. Daha önceki iş deneyimlerine gelecek olursam, o kadar acayip şeylere tanık oldum ki uluslararası bir firmadan tutunda büro ortamlarına kadar insanların mağruz kaldıkları ikili diyalogları ve davranış modellerini söylemiyorum bile. Velhasılı cidden çok sıkıldım, rahat etmek istiyorsanız iş ortaklığına yada bireysel çalışma ortamına yönelin çünkü takım çalışması denilen şey yalnızca bir hiyerarşi, kargaşa ve huzursuzluk. Bunun bir genellemesi olamaz elbette, bunu yalnızca kendi sektörüm için söyleyebilirim fakat biliyorum ki biz ne kadar özverili olsakta, yanlış model her zaman yanlıştır. Kendi adıma söyleye bilirim ki ben onlardan biri olmayacağım, şartlarına uyum sağlamayacak, mutlu olduğum yerde çalışacağım. Dünyayı değiştirmek için ODTÜ'lü olmanıza gerek yok bu tabii işin latifesi malesef onların da ne şartlarda çalıştıklarını gördüm, nasılda bir ego törpüsü yapıldıklarınıda. Kimsenin egosunu törpüleyemem, kimseye haksızken siz haklısınız diyemem, iş ahlakı, iş etiği diye savundukları çarpıklıklarının efendisi olsunlar ben kariyerimi, zaferlerimi ve başarılarımı boyunduruk altında taçlandıramam. İşsiz ama mağrur olmayı yeğlerim, saygılar...:)))
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder