Zamanın ve insanların eskitemediği duygular vardır, bir hikayenin en sevilen kişi tarafından dinlendiğinde hissettirdiği hayranlık duygusu gibi yada çocukluğunuzda idol aldığınız modellerin üzerinizdeki inanılmaz etkisi gibi bunlar, sizin dahi farkına varamadığınız bir bilinçaltı gizemidir. İşte aşkta ''birzamanlar'' diye anlatılan efsanelerin, yazılan destanların, sanki birdaha hiç yaşanmayacakmış gibi olağanüstü bir büyüyle yaşandığını hissettiren duyguların, içimize işlediği ilk büyüsüdür. Benim için aşk çok daha trajikti, bir teslim oluş hikayesidi.. Aşkın içinde yalnızca bir kahraman vardır. O öyle bir kahramandır ki; sizi utandıracak kadar sevmiş ve değer vermiştir, sevgisine sizden çok sahip çıkmıştır. İlişkilerde herzaman biri daha çok sever ve diğeri ona asla yetişemez. Bir dönüm noktası vardır aşkta işte orda bencilleşmeye başlarsınız ki aşk, siz farkına bile varmadan sizi kendine tutsak etmiştir. Nefes alamazsınız, sanki özgürlüğü elinden alınmış bir devrimci gibi, balonu elinden uçan bir çocuk gibi korkuya telaşa kapılırsınız, kavrayamazsınız.. İnsan aşkı uğruna inanılmaz hatalar yapabilir, öyle bir hatadır ki utanır, utandırır bunlar aşkı. Hisse kapıldığınız tek şey en uzağa gitmektir, en sevdiğiniz yerlerde ve en sevdiğiniz şekilde yaşamak unutmak için herşeyi, şiddetli bir yalnızlık dürtüsü beslenir derinlerde. Eğer birini gereğinden fazla üzdüyseniz duygularınızda bir deformasyon oluşur ve kimseye karşı istesenizde hiçbirşey hissedemezsiniz, samimiyetiniz farklılaşır ve kendinize bile bunu açıklayamazsınız, kaçarsınız, eğer bir gün bunu onaracak gücü bulursanız kendinizde belkide ondan vazgeçmişsiniz demektir ve derinlerde hissettiğiniz aşk nihayet kimsesiz kalır, evsiz kalır, öksüz kalır..
Siz yinede hoşçakal diyebilmelisiniz sevdiğinize o, hayalinde sizin tebessümle el salladığınızı düşünmese dahi siz bunu derinden hissedebilirsiniz ve onun sizi affedip affetmemesi de kocaman bir boşluktur bu da aşkınızın zulümkarlığına bir atıftır..'Hoşçakal Şirinim'

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder